ŞİLE FENERİ KONUŞTU...

Cep telefonu ve internetten önce haberleşmenin önde gelen unsurlarındandı telsiz. Ama hâlâ fanatikleri var. Radyo amatörleri, tezsizle Türkiye’yi dünyaya tanıtıyor. Şikâyetleri ise hâlâ ulusal bir afet organizasyonunun olmaması…

Şile Deniz Feneri’nin önüne geldiğimizde ilginç sesler duyuyoruz: “Tango Çarli 150 Sierre Lima Hotel.” Ardından karışık telsiz sesleri yükseliyor. Yoldan geçen bir adam ürkek bir edayla “Ne oluyor?” diye soruyor. Meraklı vatandaşla ne olup bittiğine dair konuşurken daha önce sözleştiğimiz A sınıfı radyo amatörü Urcun Canel geliyor yanımıza. Ellerini açarak, “İşte gördünüz, radyo amatörlüğü kamuoyunda bilinmiyor.” diyor. Radyo amatörüyüz deyince insanlar “Hangi kanalda, ne tür müzikler çalıyorsun?” diye soruyormuş.

Şile Deniz Feneri’ni mekân tutan bu insanlar, TC SWAT üyesi radyo amatörleri. Fenerin 150. yılını vesile ederek tarihî yapıyı ve Türkiye’yi dünyaya anlatmaya çalışıyorlar. Üstelik üç modda mesaj iletiliyor. Bunlar, ‘SSB’, yani bildiğimiz sesle yapılan klasik telsiz görüşmesi. ‘CW’ denilen mors ve  ‘RTTY ve PSK’ tabir edilen dijital modlar. Dijital modlarda telsiz sinyalleriyle fotoğraf ve dosya gönderimi bile yapılabiliyor.

Mart ayında Çanakkale Savaşları’nda mucizevî bir kahramanlık gösteren 57. Alay’ı dünya sathına yayılmış 6 bin telsizciye anlatmışlar. İşte o ekibin basın sözcüsü Urcun Canel, kim olduklarını, radyo amatörlüğünü, neden bu hobiyle ilgilendiklerini ve toplumsal yararını Aksiyon’a anlattı.

Yaptıkları işi ‘hobiyi aşan bir uğraş’ olarak tanımlıyor Canel. Radyo amatörü olmak isteyenler öncelikle Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü’nün açtığı imtihana giriyor. Senede iki defa açılan imtihan öncesinde radyo amatörlüğü dernekleri eğitim veriyor. Telsizci adaylarının 3 ana dalda başarı göstermesi gerekiyor. Bunlar, kanun ve yönetmelik, işletme, teknik... Elde edilen başarıya göre A, B ve C sınıfı belgeye hak kazanıyorlar. A grubu radyo amatörü kanunla belirlenmiş tüm frekanslarda yayın yapma hakkı elde ederken, B ve C sınıfı belge sahipleri daha dar yetki sahibi oluyor.

Türkiye’de binlerce radyo amatörü bulunuyor. En büyük dernekler, İstanbul merkezli TRAK ve Ankara merkezli ANTRAK. Ayrıca çok sayıda bölgesel dernek faaliyet gösteriyor.  

Her ekibin kendi içinde haberleşmesi için frekansları var. VHF ve UHF bantlarından bölgesel röleler (elektromanyetik çalışan devre elemanı) üzerinden konuşabilecekleri frekanslar da mevcut. Röleler derneklere ait. Zaten kanunen röleleri sadece dernekler kurabiliyor.

1980 askerî müdahalesinden sonra merhum Turgut Özal döneminde serbest bırakılan, halk bandı tabir edilen CB telsizcileri ne âlemde? ‘Brek brek arkadaş arıyorum’ anonslarıyla gökyüzünü radyo dalgalarıyla dolduran binlerce CB telsizciden çok azı kalmış. Aktif olarak bu hattı kullanan amatör telsizci sayısı artık onlarla ifade ediliyor. CB halk bandı, tüpçü ve sütçülere kalmış.

Her radyo amatörünün kendine özel bir çağrı işareti var. Urcun Canel’in çağrı işareti ‘TA 0 U’ (Burada T, Türkiye’yi, O, o kişinin oturduğu bölgeyi, U da adını simgeliyor). Bu işaret olmadan çağrı yapılamıyor. Eğer kazara telsizi açıp da konuşmaya kalkarsanız hemen o anda aktif olan telsizciler tarafından uyarılıyorsunuz.

TC SWAT üyeleri, kırmızı yelekleri, göğüs cebinin üstünde yazılı olan çağrı işaretleri ve kan gruplarıyla vurucu tim manasına gelen SWAT ile anlamlı bir uyum oluşturuyor.

“Biz de Türkiye’nin tanıtımında ‘vurucu tim’ olmak istiyoruz” diyen Canel, üyelerinin tamamının afet haberleşmesine yönelik eğitim aldığını belirtiyor. TC SWAT üyeleri; Emniyet Genel Müdürlüğü ve 112 acil servisler, hastaneler başta, çok sayıda kamu kurum ve kuruluşlarına acil durum haberleşmesi eğitimi veriyor.

AFETTE NE YAPACAĞINI BİLMİYORLAR!

Canel, Şili depreminden sonra bu ülke ile dışarıdan ilk telsiz teması kuran kişi. Dünyanın son yüzyılda yaşadığı en şiddetli sarsıntı olan 8,8 büyüklüğündeki depremden 2 saat 36 dakika sonra bağlantı kurmuş. Arturo adındaki radyo amatörü, Canel’e, iki saatin sonunda kendi bölgelerinde 2 röle, Kızılhaç’ın ana çadırında 1, şehir giriş ve çıkışında 2 istasyon kurduklarını aktarmış. Şilili telsizcilerin, uluslararası haberleşmeyi yapacak kısa dalga frekanslarını belirleyip yayın yaptıklarına dikkat çeken Canel, “Bunu bizim de yapmamız lazım” diyor.

Peki, Türkiye’de bir afet anında amatör radyoculardan faydalanacak planlama yapıldı mı? Canel’in bu soruya cevabı kesin bir dille “Hayır” oluyor.

Ona göre hiçbir amatör telsizci afet azaltma çalışmalarına nasıl katılacağını bilmiyor. Bu konuda bir plan yok. Canel, amatör radyocunun yorum yapmaması gerektiğini belirterek aldığı bilgiyi doğru ve karışıklığa imkân vermeden aktarması gerektiğini kaydediyor. Bunun için de eğitimler yapılarak ortak bir dil oluşturulması gerekiyor.

Hemen akla şu soru geliyor: “Cep telefonları bu kadar yaygınlaşmışken telsize ne gerek var?” Canel ise geçen aylarda İstanbul’da sel felaketi olduğunda cep telefonlarının 3 gün çalışmamasını hatırlatıyor: “Deprem olduğunda elektrik olmayacak. Yer altında bulunan kablolar zarar görecek. Günlerce bu sistemler kendine gelemeyecek. Ben arabamın aküsüyle veya çevrede bulacağım bir aküyle veyahut bir güneş paneliyle telsizi çalıştırabilirim. Hiçbir röle ve yansıtıcıya ihtiyacım yok. Bütün dünyaya sesimi duyabilirim.”  

TC SWAT üyeleri bir yıl boyunca farklı etkinlikler yaparak hem ülke tanıtımına katkıda bulunuyor hem de kendi bilgi havuzlarına veri aktarıyor. Değişik yerlerde yapılan telsiz haberleşmeleri ileri dönem için önemli. Radyo sinyalleri dünyayı saran iyonosfer tabakasından gerçekleşiyor. Dolayısıyla, gece, gündüz, mevsimler ve atmosfer şartları haberleşmeyi etkiliyor. Telsizin yanına konulan bir bilgisayardaki özel programa; neresiyle, hangi saatte, hangi cihazla, ne kadar güçle, ne tür antenle haberleşildiğine dair bilgiler giriliyor.

2004’ten beri veri toplandıklarını söyleyen Urcun Canel; “Arşivimize baktığınız zaman ben Marmara ve Güney Marmara’da yağışlı bir havada, hangi antenimi hangi cihazımı, günün hangi saatinde nereye kurup, hangi ülke ile konuşacağımı biliyorum. Afet haberleşmecisi için en önemli şey olası bir afet halinde farklı bir bölgede nereyle konuşabileceğini bilmektir.” diyor.

Türkiye’de radyo amatörlüğünün bilinmemesinden dolayı TC SWAT’ın başına gelmedik kalmamış. 57. Alayla ilgili yayın yapmak üzere Ulaştırma Bakanlığı’ndan aldıkları izinle Çanakkale’ye gittiklerinde önce valilik izni istenmiş. ‘Hava Kuvvetleri ve Genelkurmay Başkanlığı izin vermezse olmaz’ denmiş. TC SWAT üyelerine bölgedeki İzci Kampı kucak açmış. Çanakkale savaşlarını dünyaya anlatma fırsatını bu kampta bulabilmişler.

TC SWAT’a, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti organizasyonu da sırtını dönmüş. Bundan önceki kültür başkentlerinde yapılan radyo amatörü etkinlikleri İstanbul’da kabul görmemiş. Canel, İstanbul 2010 organizasyonundan hiçbir mali talepte bulunmadıkları halde bu tanıtım fırsatının geri çevrilmesine tepkili. İştiyakla faaliyet yapmayı arzulayan telsizcilerin imdadına Almanya ve Macaristan yetişmiş. İstanbul’la eş zamanlı olarak Essen ve Peç şehirlerinin kültür başkenti organizasyonlarının ikisi de TC SWAT’ın teklifine olumlu bakmış. Türk telsizciler, İstanbul’da Avrupa, Asya, Adalar için üç çağrı işareti almış. 13 yerde farklı özel istasyon kurmayı planlamış. Bunlar, senenin sadece 2 günü çalışacak. Telsizciler, aralarında Rahmi Koç Müzesi, Anadolu Hisarı, Heybeliada ve İDO vapurlarının bulunduğu mekânlardan İstanbul’u anlatacak. TC SWAT adına İstanbul 2010’la ilgili hazırlanan kataloglar ise yurt dışındaki radyo amatörü dernekleri ve dağıtıcı kulüplere gönderiliyor.

Amatör telsizciliğin bilinmeyen bir başka yanı koleksiyon. Şile Deniz Feneri’nde olduğu gibi tanıtımla ilgili etkinliklerde kartpostal boyutunda kartlar basılıyor. Kartın üzerinde etkinliği anlatan resim, kısa bilgi notu ve görüşmenin teknik detayları yer alıyor. Bu kartlar kişiler arasında posta ile değiş tokuş ediliyor. Telsizciler bu kartları bir pul koleksiyoncusu gibi biriktiriyor. Urcun Canel, buradaki amacı şöyle anlatıyor: “Bir koleksiyoncunun amacı nadir pulu yakalamaktır. Aynen öyle de Şile Deniz Feneri’nin 150. yılı bir daha gelmeyecek. 151. yılın kutlaması böyle yapılmayacak. Bu istasyon TC SLH sadece üç gün havada. Bu nadir pula sahip olmak için üç gün boyunca bunları yakalamaya çalışacaksınız. Yurt dışında deniz fenerleri önemli çünkü nadir puldur. Deniz feneri koleksiyoncuları çok önemlidir. Her hafta sonu farklı bir deniz fenerinde çalışan amatör vardır.”         

PTT, TELSİZCİLERE AYIP EDİYOR

Küresel Kart Koleksiyoncuğu (QSL Kart) denen bu faaliyet için gerekli adresler bir internet sitesinde bulunuyor. Ya da her ülkedeki küresel kart bürosu dağıtımı üsteleniyor. Koleksiyoncu 100 ülkeden kart topladığında ‘100 DX CC’ denen ödülü kazanıyor. Sonra her ülkede yeni bir ödül alıyor. TC SWAT, ‘Allah nasip eder de havalar bozmazsa’ bu sene 50 bin kart basmayı planlıyor.

Burada Türkiye’ye özgü bir sorun ortaya çıkıyor. ABD ve Avrupa ülkeleri başta olmak üzere çok sayıda ülkede QSL kartlardan para alınmazken bizde normal posta tarifesi uygulanıyor. Ayrıca, AB ülkelerinde geçerli olan ve para yerine geçen çekler kabul edilmiyor. Urcun Canel, tüm radyo amatörleri adına PTT idaresinden bir an önce bu duruma çare bulmasını istiyor.

TC SWAT üyeleri, son etkinlikleri sebebiyle 2 hafta içinde evlerine sadece bir gün uğramış. Önce Eskişehir’e gidip, Ulusal Medikal Kurtarma Timleri’nin (UMKE) tatbikatına katılmışlar. Oradan ver elini Çanakkale ve 57. Alay etkinliği, bir gün evlerinde hasret giderip Şile’ye gelmişler. Burada 1 hafta boyunca telsiz mandalına bastılar.

Bu hobiye eşler ve çocuklar ne diyor? Urcun Canel, bu hobiye sahip çıkmayan aile fertleri arasında sıkıntıya sebep olabileceğini söylüyor. Çareyi eşine de bu hobinin virüsünü bulaştırmakta bulmuş Canel: “Ben istasyon kurarken eşim de çatıya çıkıyor.” Bir de 5,5 yaşında amatör telsizci adayı var Canel ailesinde. “Babacığım seni çok özleyeceğim, ben zaten kullanıyorum ama gelince bana daha iyi kullanmayı öğretir misin?” diyen.

TC SWAT’ın bekâr telsizcilere bir tavsiyesi var: “Evleneceğiniz zaman müstakbel eşinize mutlaka ‘telsiz çalışmalarına giderim’ şartı koymalısınız.”


Aksiyon Dergisinden alıntıdır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !